İsmail Hakkı ACAR

İsmail Hakkı ACAR

ismailhakki@yok.com

Lütfen papatyaları çiğnemeyin ...

Çoğu zaman ne kadar kısa vadeli yaşadığımızın farkında mısınız? Planlarımız, eylemlerimiz, niyetlerimiz, işlerimiz hep kısa sürelerle sınırlı. Geçmişe ve geleceğe dair derin, uzak görüşlü bir bakışımız yok. Bu günle ilgiliyiz. Kendimizi dar bir zaman aralığına sıkıştırarak, bu günün önümüze koyduğu sıkıntıları idare etmeye çalışıyoruz.

Kendinize boş bir zamanınızda iki saat ayırın ve çevrenizde bir tur atarak yaşanmakta olan hengameyi görmeye çalışın. Bir koşuşturmacadır gidiyor. Siz bu tarafa gelirken birileri de öbür tarafa gidiyorlar. İnsanlar işlerini görmek için neden hep aynı tarafa gitmezler ki? Kimisi boş vaktini geçirmek için çarşıya çıkmış amaçsızca dolaşmakta, kimileri bir işe yetişmek için koşuşturmada, kimileri ise, bankaların önünde dizilmiş sırasını bekliyor. Kimisi dönercide oturmuş iştahla dürümünü yerken kimisi de o dönerin kokusuyla yetiniyor. Bu çeşitlilikler bazen benim için güzelliğe dönüşür ve her şeyden zevk çıkarmaya çalışırım.

Zaten zamanı bol olan gariban emekli bırakın saatlerce bankanın önünde beklesin. Süresi dolan bankamatik kartımın süresini uzattırmak için iki saate yakın sırada bekledim ama, önünde sıraya girdiğimiz banka memurunun arada bizlere alaylı alaylı bakması ve işini çok ağırdan almasına, hatta, “kardeşim biraz acele eder misiniz?” diye yalvaran sesle memura rica ettikten sonra memur tarafından “Fazla konuşma, istersem dakika başı sigara molası verir, hepinizin kuyruğunu titretirim” dediğinde önümdeki adam kadar kızmadım da. Ama bu olayın da iyi tarafını görüp kendime ders çıkartmaya çalıştım ve “Yüce Allah, insanların özelliklerini zıtlarıyla birlikte yaratmıştır. Kuvvetlerini zaafla, kudretlerini acziyetle, gençliklerini yaşlılıkla, onurlarını zilletle, zenginliklerini fakirlikle, sıhhatlerini hastalıkla, mutluluklarını hüzünle, sevincini kederle birleştirmiştir” diye aklımdan geçirdim. Hayatın bu renkleri olmazsa tadı da olmaz sanıyorum. Halbuki, bunları düşünemeyen birisi hayattan zevk alamaz.Çünkü insanoğlunun handikapı, sahip olduğu şeylere değil, sahip olmak istediklerine odaklanmasıdır. Yeni ev alan birisi, evinin zevkini çıkaramadan “keşke bir oda fazlasını alsaydım” ya da “keşke şu semtten alsaydım” dediğinde kendi evinde oturma zevki bunun neresinde? Bu kişi hayattan zevk alabilir mi sizce?  “Keşke bir arabam olsa” diyen kişinin yıllar sonra ikinci el bir araba aldığında “Keşke sıfır araba alabilseydim” dediğinde arabaya binme zevkine ne oldu dersiniz?

             Mutluluk, kendinde olanı fark etme sanatıdır. İnsanlar kırmızı güllerin arkasından koşarken, çoğu defa ayakları altında ezilen papatyaların farkında olmazlar. Halbuki papatyaya bile sahip olamayan o kadar insan var ki çevremizde…

             Her şeyin gönlünüzce olmasını diler, sevgi ve saygılar sunarım.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları